ÖZELLEŞTİRİLMİŞ SINIFLARDA EDEBİYAT ÖĞRETİMİ

 Not_: Bu konuşma Eyüboğlu Kolejinin 2002 yılında gerçekleştirdiği, "Türkçe ve Edebiyat Öğretiminde Sorunlar, Çözümler, Yeni Yaklaşımlar Sempozyumu II." etkinliğinde yapıldı.

  

ÖZELLEŞTİRİLMİŞ EDEBİYAT DERSLİKLERİNDE BİREYSEL ÖĞRENME VE SORUMLULUK YÖNTEMİ

  

A. GEREKÇE

 

1. Kendi kendini yönetebilen; yani yaptığı işin öncelikle kendisine ne kazandıracağını bilen, düşüncesini kötü not endişesi olmadan söyleyebilen gençlerin yetişmesine katkıda bulunmak,

2. Edebiyat öğretimine yeni bir renk ve hareketlilik kazandırmak,

3. Edebiyat dersini sevdirmek,

4. Edebiyat dersliklerini; sıradan bir sınıftan çok, herkesin duygu ve düşüncelerini rahatça söyleyebildiği bir salon, yazı tahtasının önünü de kürsü olarak benimsemelerini sağlamak,

5. Okuma alışkanlığına katkıda bulunmak,

6. Öğrenci-Öğretmen diyalogunu daha etkin ve canlı kılmak,

7. Yalnız ders öğretmeniyle değil, okuldaki tüm öğretmenlerle edebiyat dersleri bünyesinde görüş alışverişinde bulunabilmelerini sağlamak,

8. Sorumluluklarının gereğini yerine getirmek,

9. Yaparak ve araştırarak öğrenmelerini, öğrendiklerinin kalıcılığını sağlamak,

 

 

B. ÖNERİLEN DERSLER VE SINIFLAR

 

Bu taslak yalnız, Türk Dili ve Edebiyatı dersleri için tasarlandı.

Özellikle lise birinci ve ikinci sınıfların bütün şubelerini kapsar. Son sınıf öğrencileri için özel uygulamaya gerek vardır. Ders öğretmenleri uygun görürlerse son sınıflarda da uygulayabilir.

 

 

C. ÖĞRETMEN ve ÖĞRENCİ

 

Genellikle anlatma konumunda olan öğretmenler; söz ve davranışlarıyla bunu engelleyen, yazılı sınavlarda başarılı olamayan, ders dinlemeyen, süper aktif öğrencilerle arzu edilen düzeyde barışık olamıyor. Çünkü onlar ders dinleyenleri de kendilerine katmaya çalışıyorlar, dinlemek isteyenlerin önüne engel koyuyorlar, dahası öğretmen bir yere kadar sabrediyor…sabrediyor ama nereye kadar... Uyarıda bulunuyor, yerlerini değiştiriyor, bağırıyor-çağırıyor! nafile... Tıpkı, sürekli yaramazlık eden çocuklarıyla kavga eden babalar gibi... Yanlış olduğunu bilse de kötü nota da baş vurmuyor değil. Şimdi gelin de böyle bir ortamda, sevgiden, güzellikten bahseden bir şiiri açıklayın... Artık ne denli içten olursanız olun, samimi davranırsanız davranın, ister istemez öğrenci ile öğretmen arasında bir kopukluk kaçınılmaz oluyor. Dersi sevmesi bir yana, öğrenmeyle ilgili etkinliklerden uzaklaşıyor. Hatta sınıf içi çalışmalara sadece katılıyor gibi görünmekten ileri gitmiyor. Öğretmenden, dersten ve okuldan düşünce olarak uzaklaşıyor. Çoğu zaman kendini dışlanmış bir ortamda buluyor, sınıfta kalıyor, başka bir okula gidiyor, ya da düşük bir ortalamayla mezun oluyor. Aradan geçen yıllar gösteriyor ki, iş hayatında herkesi şaşırtacak başarılara imza atıyor.

Örneğin, geçen yıl okulumuzdan mezun olan bir öğrenci, üniversite sınavlarında Türkiye üçüncüsü oldu. İlk karşılaştığımızda “Hocam! Siz bile beklemiyordunuz, değil mi?” deyince utandım: Çünkü hep öğrencilere yakın olmamla, iyi diyalog kurmamla övünürdüm. Daha sonra okulda düzenlenen mezuniyet töreninde yaptığı konuşmada sitemini şu sözlerle genelleştirdi: “Kimse, böyle bir başarıyı benden beklemiyordu. Ama ben çalıştım ve başardım.” 

Davranışları ne olursa olsun bu öğrencileri kazanmanın bir yolu olmalı! En azından başarılı öğrencileri kazanılmış sayıp ötekilere daha çok zaman ayırmalı.

Bu aşamada pek çok meslektaşım, hiç yapmaması gerekeni yapıyor: Niye çalışmıyorsun? Niye yazmıyorsun? Niye uslu durmuyorsun? Niye saygısızsın...?  gibi bir sürü soru... Aslında bu soruların yanıtlarını öğretmen de biliyor. Ama büsbütün ilgisiz kalmak yerine, ilgileniyormuş gibi görünmeği tercih ediyor.

Sonunda veli devreye giriyor. Çoğu öğretmenin savunması hazır: “Ders anlatmamı engelliyor, çok konuşuyor, ödev yapmıyor, derse katılmıyor, sınavları kötü, öğretmene karşı saygısı yok, kılık kıyafeti evlere şenlik... Benden ne yapmamı bekliyorsunuz?” Bu sözler karşısında veli ne yapsın...? Öğretmenin yaptıramadığını veli nasıl yaptırabilir?

Sözlerimle meslektaşlarımı kötülemek veya şikayet etmek amacında değilim.  Tam tersine mevcut sistem içinde bu tablonun kaçınılmazlığını vurgulamaya çalışıyorum. Zira yukarıda sözünü ettiğim öğrencilerle dersi bırakıp ilgilenmek mümkün değil. Aksi halde öğretmenin adı, ‘ders yapmayan, ders anlatmayan öğretmen’ olur. Davranışı velilerin değer yargılarına ters düşer. Sistemde bir değişiklik yapılmadıkça, öğretmenin böyle davranmasını kimse isteyemez. Öte yandan sürekli anlatıcı ve öğretici konumunda olan öğretmenin sınıfına kuzu gibi sakin ve sessiz öğrenci de bulamayız.

O halde çözüm ne? Ne öğrenciyi ne de öğretmeni bir kenara atamayacağımıza göre… Çözüm; kendi koşullarımıza uygun yeni  yöntemler aramakta ve en verimli olanında buluşmakta.

 

 

D. BİR ÖRNEK

 

(Olay H. Avni Sözen Anadolu Lisesinde geçer)

Üç yıl önce, üç ayda iki öğretmeni bezdiren bir sınıfa verildiğimi öğrenince önce şaşırdım, sonra da okul müdürümüzün güveninden dolayı duygulandım. İlk derse girdiğim gün uzun bir süre konuşmadım. Kürsüde, başımı iki elimin arasına alıp öyle öğrencilere baktım. İnadına sessizlerdi. Uzun süre beklemiş olmalıyım ki. bir öğrenci: “Hocam, ne düşünüyorsunuz?” diye sordu. Ona: “Üç ayda iki öğretmen değiştirdiniz. Acaba ben kaç ay dayanabilirim diye düşünüyorum.” dedim. Bütün sınıf “Hocam, siz başkasınız...” dese de, gerçek olan başka şeyler düşündüğümdü. Biliyorum ki, değil ben, dünyanın en iyi edebiyat öğretmeni de olsa, fazla değişen bir şey olmayacaktı. Belki süre birkaç hafta fazla olabilirdi.

 Öğretmek yerine, onlara sorumluluk vermeyi düşündüm. Sınıf geçebilmeleri için öğrenmeleri gereken konuları soru olarak verip kaynaklardan kendilerinin öğrenmesini istedim. On soru içeren çalışma kağıtları dağıttım. Kendi kendine öğrendiğini sözlü olarak kanıtlayana yazılı sınav notu verdim. Okuduğunu kanıtladığı her eser için sözlü notu verdim. Önce sınıf geçecek kadar not için yarıştılar. Sonra ortalamalarını yükseltme derdine düştüler. Metin incelemeleri dışında ortak ders yapmadım. Sadece rehberlik ettim. Danışman gibi başlarında dolandım. Diploma notunu olumlu etkilemesini isteyenlere ek konu verdim.

Öğrendiklerini sözlü olarak kanıtlayanların mutluluğu görülmeye değerdi. Hele bir öğrenci vardı ki, ders çalışmak, kitap-defter taşımak bir yana, aldığı disiplin cezalarının sayısı belli değildi... Bir gün, poşet dolusu kitapları göstererek “Hocam, sizi kutlarım. Vallahi beni de inekler arasına kattınız!” dedi. O an çok mutlu oldum.

Formalite nitelikli yazılı sınavlar yaptım. Öğretim yılını diğer sınıflardan daha sakin ve daha başarılı tamamladık. Şimdi onların hepsi üniversitede.

Düşüncelerimi; o zamandan beri; yöntemin olumlu ve olumsuz yönlerini göz önünde bulundurarak, daha belirgin bir sistem şekline getirmeye çalıştım. Amacım, öğrencinin edebiyatı sevmesini istemek yerine, edebiyatı sevebileceği biçimde  onun önüne sermek oldu.

Bu nedenle, önce “719’dan 1919’a – Edebiyatı Oynayarak-İzleyerek Öğreten Oyunlar” adlı kitabımı, daha sonra da “Özelleştirilmiş Sınıflarda Bireysel Öğrenme ve Sorumluluk” adını verdiğim yöntemi, tüm meslektaşlarımın bilgisine ve eleştirisine sunuyorum.

 

 

E. EDEBİYAT DERSLİKLERİNDE BİREYSEL ÖĞRENME VE SORUMLULUK YÖNTEMİNİN TEMEL DAYANAKLARI

 

 I. Edebiyat; öğrencinin önüne, öğretmenin istediği gibi değil, öğrencinin sevebileceği biçimde getirilmeli.

II. Sorun: Öğrencinin edebiyatı sevmemesi değil, edebiyatın öğrenci önüne sevmediği biçimde getirilmesi.

 III. Ders öğretmeni veya zümre öğretmenleri tarafından bir hedef belirlenmeli; bu hedef öğrenciye öğretim yılı başında yazılı olarak bildirilmeli. Öğrenci; hedefe nasıl ve ne kadar sürede ulaşacağına, en azından ne kadar yaklaşacağına kendisi karar vermeli.

IV. Öğretmen; ‘ille de benim anlattıklarımı dinlemek ve öğrenmek zorundasınız’ gibi bir yaklaşım içinde bulunmamalı. Tersine kendi kendilerine öğrenmelerine zemin hazırlamalı, teşvik etmeli.

V. Lise çağına gelmiş her öğrencinin bir ilgi alanının olabileceği var sayılmalı ve öğrenciye yaklaşımda bu ilgi alanı esas alınmalı.

VI. Not, kesinlikle teşvik unsuru olmalı; asla ödül ve ceza olarak düşünülmemeli. Başarılı bir davranışa verilen iyi bir not; o öğrenciye verilmiş bir ödül değil, öteki öğrencileri de özendiren bir teşvik unsuru olarak düşünülmeli.

VII. Yazılı sınavlarda başarı gösteremeyen, ancak dönem sonunda “Öğretmenim, sınav notlarıma rağmen gösterdiğiniz hedefe ulaştım. Bir üst sınıfı kaldırabilecek seviyeye geldim. Son bir fırsat vermenizi istiyorum.” diyen bir öğrenciyi geri çevirmemeli. Bunun, benzer öğrencileri de harekete geçireceğini düşünmeli.

VIII. Sınıf duvarları, bir futbol sahasındaki reklam panoları gibi olmalı. Çizelge, resim ve afişlerle doldurulmalı. Zamanla yerleri değiştirilmeli veya yenileri eklenmeli. Kısacası duvarlarda sistemli bir hareketlilik sağlanmalı.

IX. Ülkemizde okuma alışkanlığının yok denecek kadar azlığından yakınırız. Bunun nedeni açık: Gazete alamayan ya da ayda-yılda bir gazete alabilen ailelerin çocukları, gerçek anlamda gazete okuma alışkanlığını nerede kazanacaklar? Bunun okullardan daha uygun ortamı var mı?

X. Özellikle lise çağına gelmiş öğrencilerin kitap okuma alışkanlığını klasiklerle geliştiremeyiz. Her alanda yeniliğe açık olan gençlik, edebiyat alanında çağdaş eserlerden uzak tutulmamalı. Bir ayda yüz elli bin satan bir romanın edebiyat derslerine girmesi kadar doğal ne olabilir? Klasik eserlerle çağdaş eserlerden bir türlü yapmak gerekirse, çağdaş eserlerin lezzeti, klasiklerin arasında boğulmamalı.

 

 

F. BİREYSEL ÖĞRENME VE SORUMLULUK YÜKLEME YÖNTEMİNİN AMAÇLARI

 

 I. Öğrencilere, Milli Eğitimin Temel Amaçları ile edebiyat dersinin genel amaçları doğrultusunda davranışlar kazandırmak,

II. Edebiyatla öğrenciyi birbirine yaklaştırmak, kaynaştırmak,

III. Öğrencilerin edebiyatı ve edebiyat derslerini sevmesini sağlamak,

IV. Edebiyat derslerine renk ve hareketlilik kazandırmak,

V. Çağdaş edebiyatla edebiyat tarihimizi kaynaştırmak,

VI. Gençlerimizin okuma alışkanlıklarına hız kazandırmak,

VII. Kendi kendilerine araştırma ve öğrenme yeteneklerini geliştirmek,

VIII. Sorumluluklarının bilincinde olmalarını sağlamak,

IX. Hedeflere ulaşmada dirençli olmalarını sağlamak,

X. İçlerindeki edebiyat aşkı ve yeteneklerini geliştirmelerine zemin hazırlamak,

XI. Edebiyat dersliğini; öğrencinin de , öğretmenin de  severek ve isteyerek  girebileceği bir ortama dönüştürmek..

 

G. Özel Edebiyat Dersliği İle İlgili Ayrıntılar

 

a) Edebiyat derslerini yapmaya uygun bir derslik seçilir.

b) Duvarlarına, öğrenciler tarafından hazırlanan edebiyat dersiyle ilgili pano ve resimler asılır.

c) Öğrencilerle ilgili her türlü dosyanın saklanabileceği dolap hazırlanır.

d) Edebiyat ve sanat dergilerinin en yeni sayıları alınır, eskiler saklanır.

e) Müfredatta yer alan sanatçıların eserleri (Olanaklar ölçüsünde) bulunur,

f) Çağdaş yazarların eserleri; yazılı veya görüntülü basında konu olan, satış rekoru kıran, ödül kazanan kitaplar alınır ve ders etkinliklerine eklenir.

g) Öğrencilerin ders aralarında okumaları için uygun bulunan birkaç günlük gazete alınır. Gazetelerin, beraberinde bazı sorunlar getireceği muhakkaktır; ancak bu sorunlar denenmeden yok olmaz.  “Okumuyorlar”, “yırtıyorlar”, “pislik oluyor” veya siyasi görüş kaygılarıyla gazeteden vazgeçilmemeli.

h) Bilgisayar-Internet: Öğrenciler, bu iki kavramla daha okula gelmeden karşılaşıyorlar. Ama gerçek anlamda ondan yararlanmaları edebiyat derslerinde başlamalı. Önceki bilgilerini edebiyat derslerinde sistemleştirmeli. Ancak, edebiyat öğretmeni, bilgisayar öğretmeni olmamalı.

i) Olanaklar ölçüsünde bulunmasında yarar görülen diğer araç-gereçler: Televizyon, video, kamera, episkop, tepegöz.....

 

 

H. ZÜMRE ÖĞRETMENLERİNİN HAZIRLIKLARI:

 

1. Öğretim yılı başında, zümre öğretmenleri yıllık plana aldıkları konuların ayrıntılarını incelerler..

2. Her konunun öğrenci tarafından bilinmesi gereken yönünü ve ağırlığını belirler,

3. Bir üst sınıfa geçmenin ölçütü olarak; birinci, ikinci ve üçüncü derecede ve bilinmesinde yarar görülen konuları belirler.

4. Belirlenen konuları haftalık, aylık veya yıllık çalışma kağıtları halinde yazılı olarak öğrencilere verir. (Aylık verilmesini öneririm.)

5. Öğrencinin hedef belirlemesi için, konuların puan değerlerini belirtir. Böylece öğrenci öğreneceği konularla kaç puana sahip olacağını hesaplar. (Bu konu zümre öğretmenlerinin kararıyla kesinleşir.)

6. Dersliğe alınması gereken :

a- Aylık edebiyat ve sanat dergilerini,

b- Günlük gazeteleri,

c- Çağdaş yazarların eserlerini,

d- Yerli ve yabancı klasikleri (Müfredatta yer alan)

e- Edebiyat, dilbilgisi ve kompozisyonla ilgili afiş ve çizelge konularını,

f- Öğrencilere ait plan ve rapor çizelgelerini,

g- Sınıfta bulunmasında yarar görülen diğer araç-gereçleri belirler.

 

 

İ.   ÖERENCİLERİN YAPACAĞI HAZIRLIKLAR

 

1. Her öğrenci, çalışma kağıdında belirtilen süreye uygun bir çalışma planı yapar.

2. Öğretmenle yapılan ortak ders etkinlikleri dışında kalan derslerde, planı doğrultusunda kaynaklardan ilgili konuları araştırır, öğrenir.

3. Araştırma ve öğrenme sürecinde sorumluluğunun bilincinde olur.

4. Çalışmalarını yazılı bir raporla öğretmene bildirir.

5. Program doğrultusunda kendine verilen ödevleri yapar.

6. Raporları, yazılı sınav disiplini içinde yazar. (Zümre kararına bağlı olarak notla da değerlendirilebilir.)

7. Öğretmen, raporlara yazılanların doğruluğunu sözlü sohbetlerle araştırır.

 

 

J.   DERSLİĞİN DONATIM KAYNAKLARI

 

1- Önemli demirbaşlar okul yönetimi veya koruma derneği tarafından sağlanır.

2- Kitapların bir kısmı okul kütüphanesinden temin edilir.

3- Kalanı, derslikten yararlanacak öğrencilere aldırılır. Bazı kitapların istenilen sayıda olması sağlanır. (Öğrenci, kendine bildirilen kitabı bizzat satın alarak okula getirir.)

4- Pahalı kitapları; iki, üç hatta dört veya daha fazla öğrenci ortak alır.

5- Edebiyat ve sanat dergilerine okul veya sınıf adına abone olurlar,

6- Günlük gazete getirirler. (Her gün farklı örenci)

7- Okumak için özel aldıkları kitapların yıl sonunda armağan bırakılması sağlanır.

8- Diğer araç-gereçlerin temini, okul yönetiminin yönlendirmesiyle yapılır.

9- Derslik, her yıl ilavelerle zenginleşir.

-- Not: Öğrencilerin aktif olarak katkıda bulunmasının, araç-gereçlerin kullanımı açısından etkili olacağı inancındayım, ancak bu inancımı destekleyecek bir deneyimim olmadı.

 

 

K.      ÖZEL EDEBİYAT DERSLİKLERİNDE OKUMA, ANLAMA VE METİN İNCELEME ETKİNLİKLERİNİN YERİ VE ÖNEMİ:

 

1. Bireysel öğrenme ve sorumluluk yükleme yöntemi, edebiyat öğretiminin tüm yükünü kaldıramaz. Metin incelemeleri bünyesinde yer alan okuma, anlama, açıklama, yorumlama, üslup özellikleri gibi bireysel çalışmaktan çok, birlikte değerlendirmeyi gerektiren etkinlikler için zaman ayrılması esastır.

2. En azından haftalık ders sayısının yarısı, metin inceleme ve değerlendirmeye ayrılır. (Bu dengeyi ders öğretmeni ayarlar)

3. Yine bu derslerde de sınıf kürsüsü, her öğrencinin kendini gösterebileceği bir yer olmalı. Hazırladığı tüm etkinlikleri hem öğretmenine, hem de öğrenci arkadaşlarına sunabilmeli.

4. Bazı bireysel ve grup çalışmalarının değerlendirmesi tüm sınıfın katıldığı oturumlarda yapılır.

 

 

L. ÖZEL EDEBİYAT DERSLİKLERİNDE BİREYSEL ÖĞRENME VE SORUMLULUK YÖNTEMİ İÇİN AYRILAN DERS ETKİNLİKLERİ

 

 

OTURUM

 

1. Sınıf kürsüsü ve yazı tahtası, her öğrencinin kendini gösterebileceği bir yerdir. Hazırladığı tüm etkinlikleri hem öğretmenine, hem de öğrenci arkadaşlarına sunar.

2. Haftalık derslerin kalan kısmı bireysel öğrenme ve sorumluluk yöntemine ayrılır. (Ders öğretmeni bu dengeyi değiştirebilir.)

3. Öğretmen; hep anlatan, hep öğreten değil, öğrencilere doğrudan rehberlik eden, yol gösteren, kaynakları tanıtan konumda olur…

4. Öğrenciler, kendi yıllık planları doğrultusunda kendi kendilerine veya gruplar halinde çalışır…

5. Günün ve dersin amacına yönelik etkinlikler yapar. (Tartışma, panel, seminer, söyleşi, münazara, şiir okuma, yazma etkinlikleri gibi…)

6. Kendi planına aldığı konularla ilgili kaynakları araştırır, bulur öğrenir.

7. Araştırmaya, incelemeye yönelir. Öğretmeni bir danışman olarak görür.

8. Öğrendiği her bilginin mutluluğunu öğretmenle paylaşır.

9. Öğrendiklerinin doğruluğunu ve yeterliliğini tartışır.

10. Sınıf, kendi kendini yöneten bir genel kurul havasına sokulur. Disiplini sağlayıcı unsur olarak yalnız öğretmen görülmez. Onunla birlikte var olan bir yönetim kurulu seçilir. Kararlar bu amaç için saklanan bir deftere yazılır. Sınıf çoğunluğuyla alınan kararlar, sakin bir ders ortamının sağlanmasında kendi kendini kontrol sistemi oluşturur. Kararlar doğrultusunda hareket etmeyen öğrenciler, önce sınıf yönetim kurulu, sonra öğretmen tarafından sorgulanır. Bu sorgulama daima öğrenciyi kazanmak yönünde olur. Ceza verme gibi bir durum söz konusu olmaz.

11.  Öğrenci; plana aldığı konuları eğer evde, dershanede veya başka bir ortamda öğrenmişse ve öğrendiğini raporla öğretmene bildirmişse, böyle öğrencilerin, ders içinde özel yeteneklerini geliştirmesine, başka edebiyat etkinlikleri ile ilgilenmelerine izin verilir. Şiir, öykü, roman, sohbet türlerinde karalama yapmaları, yeni kitaplar, dergiler, gazete okumaları sağlanır. Hatta bu alanlarda uğraş veren öğrencilere destek olunur. Dergi ve gazetelere yazı göndermeleri sağlanır, yarışmalara katılmaları teşvik edilir.

12. Konuların uygun olduğu zamanlarda veya önemli gün ve haftalarda çağdaş bir yazar, bir iş adamı, mahalli ve mülki yöneticiler, okul yöneticileri, veliler, çeşitli mesleklerden insanlar sınıfa davet edilir. Birlikte sohbet yapılır. Böylece, öğrencilerin toplumun değişik kesimleriyle sağlıklı bir diyalog içine girmeleri sağlanır.

13. Her öğrenci haftanın son dersinde, o hafta için yıllık plana aldığı konuları ne derece öğrendiğini bir raporla (Ek 3) öğretmene bildirir. Bu rapor çok önemlidir. Raporda, öncelikle öğrendiklerini, öğrenemediklerini nedenleriyle açıklar. Hatta evde mi, dershanede mi, sınıfta mı öğrendiğini ve yararlandığı kaynakları belirtir. (Raporlar, numarasına göre sıralanır ve ders yılı sonuna kadar saklanır.)

14. Uygun zamanlarda, dersi boş olan diğer edebiyat öğretmenleri, hatta öteki branş öğretmenleri davet edilir. Etkinlikler yaparlar, yapılanlara katılırlar, Türk dili ve kompozisyon konularıyla ilgili tartışmalarını öğrencilerin önünde yaparlar. Hatta sık sık sınıf değiştirler. Dolayısıyla dersine girmedikleri sınıf öğrencilerini, öğrenciler de diğer edebiyat öğretmenlerini tanımış olurlar. Böylece edebiyat dersine ilgi çekilir, okul genelinde kaynaşma sağlanır; okumaya, araştırmaya, öğrenmeye özendirilir. Edebiyat dersleri renklendirilir.

15. Öğretmen haftanın ilk dersinde, bir önceki hafta aldığı raporları inceler. Rapor sahibi öğrencileri yanına çağırır, yazılanların doğruluğunu sorgular. Sağlıklı rapor verenlere teşvik amaçlı not verir. Her şeye rağmen yanıltıcı rapor verilmesini önler.

16. Öğretmen, yeni kaynakların tanıtılması konusunda veya başka konularda kişisel ödevler verir.  Tanıtım seminerleri ile sınıfa sunulur.

17. Öğrenci gerçekten öğrenmekte geç kalıyorsa; konuları, metinlerden tat almıyor, beğenmiyorsa onunla ilgilenir. Nedenlerini araştırır. Zamanının çoğunu bu öğrencilere ayırır. İlgilenmek istedikleri konu ve alanları bulmalarına, seçmelerine yardımcı olur.  Gerekirse rehberlik servisi ve veli ile işbirliği yapar.

18. Dönem sonlarında öğrenciden, o dönem çalışmalarını içeren yılsonu raporu istenir. Bu rapor sınıfta veya salonda olabilir. Sınav disiplini içinde yapılır. Yanlarında yıllık planlarından başka defter ve kitap bulundurulmaz. Her biri değerlendirilip yıl sonu notu şekillendirilir. (Yılsonu raporlarının tüm öğrencilerden mi, yoksa ders öğretmenin görüşü doğrultusunda bir kısmından mı istenmeli? Zümre toplantısıyla karara bağlanır.)

 

19. YILSONU RAPORUNUN İÇERİĞİNDE BULUNMASI GEREKENLER:

 

a- Yıl içinde öğrendiği konular,

b- Öğrenemediği konular ve nedenleri,

c- Okuduğu kitaplar,

d- Şiir, öykü ve diğer türlerde yaptığı özel çalışmalar,

e- Katıldığı yarışmalar ve aldığı dereceler,

f- Edebiyat derslerinin değerlendirmesi,

g- Eğitsel kol etkinlikleri ve benzeri konular yazılır.

Kanaat notu verilirken bu raporlar göz önünde bulundurulur.

 

20. Tüm bu etkinlikler zümre öğretmenlerinin işbirliği ile yürütülür. (Kurulun işlek bulmadığı etkinlikler çıkarılır, yenileri eklenebilir.)

21. Öğretmenler, özelleştirilmiş dershane uygulamalarında karşılaştıkları olumlu ve olumsuz durumları “Ders Kesim” raporu adı altında okul müdürüne bildirir

 

 

M. SON SÖZ

 

Görünüşte, derste etkinliğini yitiren bir öğretmen konumu getirilmek isteniyor gibi görünse de, aslında bunun tam tersi: Zira özelleştirilmiş sınıfta öğretmen; öğrencileri daima aktif tutmak zorundadır. Raporları ve öğrencileri kendi başlarına bırakıp oturamaz. Sürekli yenilenmek, bilgilenmek ve bilgilerini güncellemek zorundadır. Zira  sürekli yeni kaynaklarla karşılaşan öğrencilerin öğretmene çok farklı sorular sormayacağını kim söyleyebilir? Öğretmenin buna hazır olması, kendini hazırlaması, edebiyat alanındaki yenilikleri ve gelişmeleri izlemesi gerekir. Özelleştirilmiş dershane kendilerine böyle bir olanağı sunmakla kalmayacak; kitaplarla, dergilerle, diğer araçlarla ve öğrencilerle kaynaşmasını sağlayacaktır.

Buraya kadar anlattıklarım deneyimlerime dayalı olarak tasarladığım bir yöntemdi. Tartışılacak yönleri, eksiklikleri, gereksiz ayrıntıları olabilir. Eklenecek şeyler de olabilir.

Takdir ve değerlendirmeyi değerli meslektaşlarımın bilgilerine arz ediyorum.

  

 

 

ARŞİVDEN
 

 

Eğitimci Programları (İndir)

 

Copyright © 2048 Your Company Name | Validate XHTML & CSS