MÜFREDAT―YILLIK PLAN―HAFTALIK PLAN İLİŞKİSİ

İlgi: Türkiye Özel Okullar Birliği Derneği tarafından düzenlenen ve 22-23 Haziran 2013 tarihlerinde İstanbul Alev Okullarında gerçekleştirilen "Lise Müfredat Değerlendirme Çalıştayı" raporları ile Hürriyet gazetesinde yayınlanan, “Sıfır çekenler bizim suçumuz” başlıklı söyleşi üzerine yazıldı.

 

ÇALIŞTAY RAPORLARINA NAZİRE

A. MÜFREDAT―YILLIK PLAN―HAFTALIK PLAN İLİŞKİSİo:p>

 

Ders programları (Müfredat) nelerin niçin öğretileceğini; yıllık planlar, nelerin ne zaman öğretileceğini; haftalık planlar, nelerin nasıl öğretileceğini gösterir. Bu bağlamda, ders programları (müfredat) zengin bir mutfak gibidir. Zümre öğretmenleri bu mutfağa her öğretim yılı başında girerler, konuları ve kazanımları enine boyuna incelerler. Öğrencilerin seviyesini, çevre koşullarını, okulun olanaklarını göz önünde bulundurarak 38 haftalık yemek listesi yaparlar; ortak çalışmanın son ürünü olarak da haftalık ders planlarını hazırlarlar.

Müfredatta bir yemeğin odun ateşinde mi, elektrikli fırında mı, buharlı kazanda mı pişirileceği genel olarak belirtilir; ancak miktarı, süresi, derecesi, yağı, tuzu ve servis biçimi öğretmenlere bırakılmıştır. Bu bakımdan yıllık planlar yemek listesini, haftalık planlar ise pişirilecek yemeklerin tariflerini içerir. Öğretimin en önemli aşaması da bundan sonra başlar. Çünkü tarifler ne kadar mükemmel olursa olsun, tüm öğrencilerin damak tadına uygun pişeceği anlamına gelmez, asıl lezzet öğretmenlerin yorumları ve yetenekleriyle ortaya çıkar.

Kim ne derse desin plan-program gerçeğimiz şu:

― Öğretim programları dijital ortamlarda,

― yıllık planları dolaplarda ya da raflarda,

― Günlük plan zaten yapılmıyor, yapılanlar da çantalarda…

 

 

Tüm öğretmenlerin en doğal yol haritası müfredat programlarıyla başlaması gerektiği halde; müfredatlar değişmedikçe veya değişikliğe uğramadıkça dikkate alınmıyor; onun yerine ya geçmiş yılların planları ya da internetten indirilenler güncelleştiriliyor. Öğrenci, okul ve çevre koşulları gözden ırak kalıyor, bu yüzden kaçınılmaz olarak da öğretim yılı içinde sorunlar yaşanıyor; konuların bazıları eksik kalıyor, bazıları yetersiz oluyor, bazıları hiç işlenmiyor…

Haftalık planların durumu daha vahim! Ya hiçi yapılmıyor ya da göstermelikten öteye geçmiyor. Ezberci öğretim bütün hızıyla saltanatını sürdürüyor. Bu yüzden müfredat kazanımları elde edilemiyor, hedeflere ulaşılamıyor, uluslararası nitelik kazanılamıyor.

Süreç içinde veya sonunda yönetmeliklerle ilgili tüm yasal sorumluluklar yerine getirilmiş olmasına rağmen, karnelerdeki şişirilmiş notlara bakarak ders kesim raporlarını kanıt gösteren yöneticiler yanılır; çünkü yıllık planlarla sınıf defterlerini karşılaştırmadıkları içindir ki, öğretmenler ders kesim raporlarına rahatlıkla tüm konuların işlendiğini yazabiliyorlar.

Hırsız mı suçlu, kapıyı açık bırakan ev sahibi mi? “Yahu hırsızın hiç mi suçu yok” diye feryadı basan Nasrettin Hoca ne demek istiyor?

 

B. MÜFREDAT ÇALIŞTAYI RAPORLARININ DEĞERLENDİRMESİ

 

― Türkiye Özel Okullar Birliği Derneği ”Lise Müfredat Çalıştayı Raporları” Hakkında Değerlendirme ―

Türkiye Özel Okullar Birliği Derneği tarafından düzenlenen ve 22-23 Haziran 2013 tarihlerinde İstanbul Alev Okullarında gerçekleştirilen "Lise Müfredat Değerlendirme Çalıştayı" sonunda düzenlenen raporlarla ilgili ilk bilgiyi, dernek başkanı Yusuf TAVUKÇUOĞLU ile yapılan ve Hürriyet Eğitim’de yayınlanan söyleşiden aldım. Daha sonra derneğin web sitesinde yayınlanan raporları özenle okudum, inceledim.

Raporlarda bazı ayrıntılar dikkatimi çekti. Onlarla ilgili görüşlerimi, ders adı kullanmamaya özen göstererek, yapıcı bir değerlendirme yapma gereği hissettim.

 

1. Raporlarda genel olarak;

Nelerin Niçin Öğretileceğine Milli Eğitim Bakanlığı karar verir, öğretim programlarıyla duyurur.

Nelerin ne Zaman Öğretileceğini Zümre Öğretmenler Kurulu yıllık planlarla belirler.

Nelerin Nasıl Öğretileceği öğretmenlerin uhdesindedir. Öğretim sisteminin en önemli aşaması, derse giriş zili ile çıkış zili arasındaki süreçtir. Her öğretmen bu süreci yeteri kadar yönetemiyor. Bu yüzden genel olarak haftalık ders planı desteğine gereksinim duyuyor. Bu planlar ne kadar zenginleştirilirse, ne kadar senaryolaştırılırsa; öğretmenler sınıfları o kadar daha iyi yönetiyorlar, o kadar daha iyi verim alıyorlar… Kanıtlanmış gerçek budur!

 Yukarıda belirtilen süreçlerin tümü müfredat kapsamıymış gibi ele alınmış. Bu yüzden çalıştayın etkilemek istediği hedef, Milli Eğitim Bakanlığı mı yoksa öğretmenler mi, anlaşılamıyor. Raporlar, Milli Eğitim Bakanlığını işaret ediyor gibi görünse de, içeriğin öğretmenlerle ilgili olması kafa karıştırıyor.

Raporu okuyan öğretmen ikilem içinde kalır.

 

2. Yıllık ve haftalık planlarda olması gereken hemen hemen tüm ayrıntıların müfredatta olması istenmiş. Bu mümkün olmaz, olursa da yanlış olurdu. Çünkü öyle olması halinde hem özel okullar hem resmi okullar için ayrı müfredat gerekirdi. En yüksek puan alan öğrencilerden oluşan okullarla sınava bile girmemiş öğrencilerden oluşan okullar için de ayrı müfredat gerekirdi. Hatta şehir, kasaba ve köylerdeki okullar için ayrıcalık kaçınılmaz olurdu…

 

3. Bazı raporlarda müfredattaki konuların yoğunluğundan yakınılmış. Azaltılması istenmiş. Tam tersi olmalıydı. Çünkü müfredatın zenginliği öğretmenlere esneklik kazandırır. Öğretmenlerin; öğrencilerin seçtikleri bölümlerin gerektirdiği konular ile YGS, LYS ve benzer sınavlarda sorulan konulara ağırlık verme yetkileri vardır. Yani müfredattaki konuların tümünü yıllık plana almak zorunda değillerdir, ancak yıllık plana aldıkları konuları işlemek ve öğrenilmesini sağlamak zorundadırlar.

Dolayısıyla müfredattaki konuların isabetli seçimi konusunda zümrelere büyük görev ve sorumluluk düşmektedir.

 

4. Müfredatlar tüm okullara genel anlamda hitap etikleri için, konuların nasıl işleneceğini zümrelerin takdirine bırakır. Zümreler konuları; okul olanaklarını, çevre koşullarını ve öğrenci seviyelerini göz önünde bulundurarak seçerler; hangi konunun hangi yöntem veya teknikle işleneceğini yıllık planlarda gösterirler, haftalık planlarda detaylandırırlar veya senaryolaştırırlar, sınıflarda uygularlar. 

 

5. Raporda, “Lise rehberlik ve psikolojik danışmanlık programındaki etkinlikler öğrencilerin gelişim düzeylerinin altında kalıyor” denmiş. Bu çok doğru, çünkü öyle olması doğaldır. Programdaki etkinlikler sırf örneklik etsin diye vardır. Fen lisesi öğrencileriyle kırsal kesimdeki öğrencilerin davranışları, olaylara bakışları ve yaklaşımları aynı olabilir mi?

Rehberlik ve psikolojik danışmanlar öğrencilerin ilgilerini, isteklerini ve gelişim hızlarını, fiziksel ve ruhsal yapılarını göz önünde bulundurarak yeni ve özgün etkinlikler üretmeli ve planlamalıdır.

 

6. Ders kitabı bir kaynaktır. Asıl olan müfredattaki kazanımlardır. Zümreler ders kitaplarına %100 uymak zorunda değildirler. Ders kitapları, şubeler arasında birliği sağlamak için vardırlar. Pek çok ülkede kitaplar, kaynak olmaktan çıkarılmıştır. Hatta bazı özel okullarda da kitap yerine haftalık ders kitapçığı uygulaması uzun zamandır uygulanmaktadır. Haftalık kitapçık hem öğretmenlere hem de öğrencilere büyük kolaylık sağlamaktadır.

Ders kitabındaki bir konu yıllık planla örtüşmüyorsa, öğretmen o konuyu dikkate almaz. Ya da tam tersi, kitaptaki bir konuyla ilgili etkinlikler yetersizse, öğretmen zümre başkanının onayını alarak daha etkili ve özgün etkinlikler seçebilir ya da üretebilir...

Öğretmenler düşünceler bölümüne gerekçesini yazarak haftalık konularda da değişiklik yapabilir.

Bu nedenle ders kitapları üzerinde daha fazla yorum yapmayı yararlı bulmuyorum. İyi kitapla iyi öğretim yapılır diye bir kural yok. Kitabı değerli veya kaliteli kılan öğretmendir. Bir öğretmenin iyi dediği kitaba başka bir öğretmen kötü diyebilir.

Bu konudaki zıtlıklar kitap seçim dönemlerinde ortaya çıkar.

 

7. Öğretmen kitapları ya da kılavuz kitaplar öğretmenlerin her türlü gereksinimlerine yanıt verecek biçimde hazırlanmazsa; ilköğretim ikinci kademe için hazırlanan öğretmen kılavuzları gibi kilitli dolaplardan çıkarılmaz. Geçmiş yıllarda, niteliksiz öğretmen kılavuzlarından kaynaklanan boşluğu yardımcı kitaplar doldurmuş bulunmaktadır. Daha çok öğrenciler için hazırlanan yardımcı kitaplar, öğretmenler tarafından da yoğun biçimde kullanılmaktadır.

Üstelik birçok dersin yardımcı kitapları, farklı yazar adı altında, bizzat ders kitabı yazarları tarafından hazırlanmaktadır. Bu yüzden kılavuz kitaplara gereken itinanın gösterilmeme olasılığı yüksektir.

 

8. Ezbere dayalı birkaç LYS sorusundan dolayı, müfredat programını uygulamakta bazı ciddi sorunlar yaşandığı belirtilmiş. Bu tamamen gerçeği yansıtmamaktadır. Çünkü zaten okullarımızda öğretmen merkezli öğretim uygulanmakta, dersler yazdır-ezberle biçiminde sürdürülmektedir.

Öncelikle bu konuda özeleştiri yapılmalıydı ve ezberci öğretimden uzaklaşmanın yolları aranmalıydı.

 

9. Ders kitaplarındaki etkinliklerin, belirlenen ders saatleri içinde işlenemeyecek kadar çok olması, eleştirisine katılıyorum. Ancak zümreler o etkinlikleri, kazanımlara uygunluk yönüyle değerlendirir. Şubeler arasında birliği sağlamak için gerekli önlemleri alır. Örneğin kazanımlara en uygun etkinlikler öncelikli olarak işaretlenir ve tüm zümre öğretmenlerince uygulanırlar, yazılı sınav soruları bu etkinlik konularından seçilir. Diğer etkinlikler de ikinci, üçüncü, dördüncü derece olarak işaretlenirler. Böylece yazılı sınavlarda konu birliği sağlanmış olur.

Etkinliklerin çok olması öğretmenlere geniş alan yaratır.

 

10. Türk Dili ve Edebiyatıyla ilgili raporda, "Coşku ve Heyecanı Dile Getiren Metinler" konusunda 70 şiir parçasının uygun olduğu belirtilmiş. Itrî’nin şiiri yerine başka şiir seçilmesi gerektiği vurgulanmış. Öğretmen 70 şiirin tamamını işlemek zorunda değil ki, Itrî’nin şiirini gereksiz görmenin mantığı yok; nitekim onu seven bir öğretmen veya öğrenciler çıkabilir…

Fazla şiir veya metinlerin tek bir sakıncası olabilir; o da kitabı kalınlaştırmaları, dolayısıyla öğrencinin taşıma yükünün artmasına neden olmalarıdır…

 

C. SON SÖZLER

 

1. Raporları okuyan bir öğretmen ikilem içinde kalacaktır. Çünkü kendilerinin görev ve sorumluluğunda olan yıllık ve günlük plan konularının müfredatla ilişkilendirilmesi belirsizliğe neden olacaktır.

2. Öğretmenlerin yükünün azaltılması gerektiğine ben de katılıyorum, ancak raporlardaki gerekçe çok farklı.

3. Çalıştay raporlarında müfredatları eleştirmek yerine, onlardan en iyi biçimde nasıl yararlanılabileceği tartışılması daha uygun olurdu. 

4. Çünkü yönetmelikleri hazırlayanlar,  müfredatı yazanlar, kitapları derleyenler ne yaparlarsa yapsınlar; öğretimin kalbi öğretmen derse girince atmaya başlar. O kalbin atışına sınıf dışındakiler karışamazlar.

5. LİSE MÜFREDAT ÇALIŞTAYI RAPORLARI ŞUNU GÖSTERMİŞTİR Kİ; GENEL OLARAK TÜM ZÜMRELERDE PAYLAŞI ESASINA DAYALI SENARYOLAŞTIRILMIŞ/ZENGİNLEŞTİRİLMİŞ DERS PLANI (Eğitimde Z-Plan) GEREKSİNİMİ VARDIR. ÖĞRETMENLER SENARYOLAŞTIRILMIŞ DER PLANI YAPMANIN ZORLUĞUNU VE ÇOK ZAMAN GEREKTİRDİĞİNİ BİLDİKLERİ İÇİN, ONLARCA SAYFA RAPORDA HAFTALIK PLANIN ADINI BİLE ANMAMIŞLAR. PLANA İNANMADIKLARINDAN KONU ETMEDİKLERİNİ SANMIYORUM...

 

 

 

 

 

ARŞİVDEN
 

 

Eğitimci Programları (İndir)

 

Copyright © 2048 Your Company Name | Validate XHTML & CSS