AYSELİNSA EDEBİYAT MERAKLISI

Onlarca tiyatro kitaplarına rağmen öğrencilerimin bir türlü beğenmemesi üzerine "AyselinSA - Edebiyat Meraklısı" adlı oyunu uyarlamaya karar verdim. Üç ay içinde tamamladım. Provalar sırasında hem öğrencilerin hem de öğretmen arkadaşlarımın yönlendirmeleriyle düzeltmeler yaptım.

Mezun öğrencilerimizden Özge Sayman, hem yönetmenlik hem de oyun metninde kendine özgü düzenlemeler yaptı. O gurur duyulacak bir öğrenciydi, ona çok teşekkür ediyorum. Sanırım, Özge şimdi avukat.

Şimdi son biçimini baskıya hazırladım

 

Not 1: Hüseyin Avni Sözen Anadolu Lisesinde, tiyatro kolu öğrencilerine birini seçmelere için yedi farklı oyun verdim. İçlerinde "AyselinSA" da vardı. Fakat öğrenciler benim yazdığımı bilmiyordu. On iki kişi olan öğrencilerin tamamı "AyselinSA"yı seçtiler. Benim yazdığımı da ta sahnelenmesine az bir süre kalınca öğrendiler.

 

  2 Haziran 2003 tarihinde Üsküdar Hüseyin Avni Sözen Anadolu Lisesi öğrencileri tarafından Haydarpaşa Lisesi salonunda sahnelendi.

   

Not: 1O tarihlerde hayatta olan, çok değerli iş adamı ve sanayici Merhum Sakıp Sabancı, özel davetimiz üzerine rahatsızlığından dolayı izlemeye gelemeyeceğini telefonla bildirdi. İki temsilci göndererek onur verdiklerini oyun sahnelendikten sonra öğrendim. Daha sonra gönderdikleri tebrik telgrafı bizi çok mutlu etti.

  

KİTABIN ÖNSÖZ'ÜNDEN

  

Moliere’in, “Le Bourgeois Gentilhomme” adlı yapıtından Dr. Ali Süha DELİLBAŞ’ın “Kibarlık Budalası” adıyla tercüme ettiği ve 1943 Maarif Matbaası tarafından basılan kitabını esas alarak günümüz İstanbul’una; “AYSELİNSA – Edebiyat Meraklısı” adıyla uyarladım.

 

Başlangıçta, Mösyö Jourdaın’i, Muhsinsa adıyla sanat ve edebiyat konularına meraklı bir karakter olarak tasarlamıştım. Ancak, romanlarımızdaki, sinemalarımızdaki, tiyatrolarımızdaki bayan karakterlerin popülerliğinden etkilenerek Mösyö (Bay) Jourdaın’i, Bayan AyselinSA; Madam (Bayan) Jourdaın’i, Bay Muhsinsa olarak değiştirdim. Buna paralel; 17. yüz yıl Fransız toplumundaki unvan ve yaşam tarzlarında, günümüze uygun değişiklikler yaptım. Ancak olayların akışında meydana gelen bu değişikliklere rağmen, karakter özelliklerini korumaya özen gösterdim.

 

Daha çok eğitim ve öğretim kurumlarında, öğrenciler tarafından sahneleneceğini göz önünde bulundurarak, dans ve bale bölümlerini çıkardım. Tek dekor özelliğini bozmadım. Yaptığım küçük eklentilerle olası boşlukları doldurdum.

Edebiyatla ilgili konuları, izleyiciye adeta edebiyat dersi verir gibi değil, sahnede yaşanan olayların doğal bir uzantısı olarak, arka planda hissettirmeye çalıştım.

 

İsimlerin sonuna eklenen “SA”’ya gelince: Bir sahnede; Musa, İsa, Melisa isimlerinin sonundaki “sa”ları kasteden hizmetçinin: “Kuzum! Sizin Sabancı’yla bir akrabalığınız mı var?” esprisinden hareket ederek “SA”yı AyselinSA’nın saplantılarına imaj unsuru olarak ekledim ve oyunun geneline yaydım

 

Asıl oyunda geçen “Osmanlı Şehzadesi” yerine, yerli ve özgün bir unvan arayışı içine girdim: Önce İstanbul valisinin, daha sonra da belediye başkanının oğlu olarak denedim. Her ikisi de yerine oturmadı. Gerçekte var olmayan soyut bir holding adı yaratmayı denedim, o da olmadı. Koç veya Sabancı isimleri daha uygun geldi. Medyatik özelliği baskın olan Sabancı’da karar kıldım. İsimlere yapılan “SA” eklentisiyle de bütünlük oluşturacağını göz önünde bulundurarak, Osmanlı Şehzadesini “Sabancı İmparatorluğunun Varisi” olarak değiştirdim.

 

Sıradan bir adaptasyon olsun istemiyordum. Seyredenler, “Aslının aynısı.” dememeliydi. Tam tersine benzer ama farklı ve biraz da özgün bir oyun izlediklerini hissetmeliydi.

Bunu başardığıma inanıyorum.

 

Örnek Metinler:

AYSELİNSA — AyselinSA mı dedin!

HAYRÜNİSA — Evet! AyselinSA dedim. Beğendin mi?.

AYSELİNSA — AyselinSA! AyselinSA! (Yüksek sesle haykırır) AyselinSA!...

HAYRÜNİSA — Güzel! Değil mi?

AYSELİNSA — Şöyle biraz uzağa git.

HAYRÜNİSA — Gittim.

AYSELİNSA — Şimdi yüksek sesle söyle.

HAYRÜNİSA — Ne gerek var buna?

AYSELİNSA — Sizi kocam farz edeceğim. Onun ağzından duymak istiyorum.

HAYRÜNİSA — AyselinSA!... Oldu mu?

AYSELİNSA — Sesiniz hiç benzemedi.

HAYRÜNİSA — Haklısınız. Hala fikrini söylemedin?

AYSELİNSA — Önce siz söyleyin.

HAYRÜNİSA — Bundan güzeli olamaz.

AYSELİNSA — Ben de aynı şeyi söylüyorum. Bundan güzeli olamaz. Yeniden seslen!

HAYRÜNİSA — AyselinSA !... Nasıl oldu ?

AYSELİNSA — Çok güzel.

HAYRÜNİSA — Eşin, Muhsin Beyin adını MUHSİNSA, kızın Meliha’nın adını MELİSA olarak değiştirmemiz gerekiyor!

AYSELİNSA — Ne gerekiyorsa yapılsın.

HAYRÜNİSA — (Yaklaşarak) AyselinSA!

AYSELİNSA — Ya beni Aysel olarak tanıyanlara ne diyeceğim!...

HAYRÜNİSA — Tüm gazetelere ilan verilecek. Aysel adının AyselinSA olarak değiştiğini cümle âleme ilan edeceksiniz.

AYSELİNSA — Ay aklını hep benim için yoruyorsun...

HAYRÜNİSA — Ne yorulması!... Aysel’de ısrar edenler olursa, sen de sırtını dön, duymazlıktan gel.

AYSELİNSA — Memlekete gitmem gerekirse… Aysel’de ısrar ederlerse…

MUHSİNSA — (Kapıdan başını uzatarak) Yanlış söyledin; Aysel demezler! Dibekli derler! Dibekli. Köylülerin seni Dibekli adıyla bildiklerini niçin saklıyorsun? (Muhsinsa, yanlarına gelir)

AYSELİNSA — (Öfkeli) Bizi mi dinliyordun?

MUHSİNSA — Sizin saçmalıklarınıza ayrılacak vaktim yok. Adını duyunca, Dibekli’yi hatırlatayım dedim.

AYSELİNSA — En gereksiz olduğun yerde bitersin!

MUHSİNSA — (AyselinSA’ya, Hayrünisa’yı işaret ederek sessizce) Hazır burdayken, aldığı paraları istemenin tam zamanı!

AYSELİNSA — (Muhsinsa’ya sessiz) Sen sus!

MUHSİNSA — (AyselinSA’ya sessiz) İste ki, hiç olmazsa yeni borç istemeye yüzü olmasın.

AYSELİNSA — (Muhsinsa’ya sessiz) Sus diyorum sana!

MUHSİNSA — (AyselinSA’ya sessiz) İzin ver! ben söyleyeyim.

AYSELİNSA — (Yüksek sesle) Git işine bak!

MUHSİNSA — Ne haliniz varsa görün. (Muhsinsa uzaklaşır. Hayrünisa’ya) İstanbul’da kocamdan başka bilen yok..

AYSELİNSA — (Hayrünisa’ya) İstanbul’da kocamdan başka bilen yok..

HAYRÜNİSA — (Kapıyı göstererek) Aman, iyi ki gitti. Benden başka dostun da yok!...

AYSELİNSA — Hakkınız var. Böyle bir imaj uğruna, köyü unutmaya değer. (Olduğu yerde salınarak dolanır) AyselinSA!... Muhsinsa!...Melisa!…

HAYRÜNİSA — (İzleyicilere bakarak) Aile holdinge döndü.

AYSELİNSA — (Olduğu yerde dönerek) Hiç de fena değil. Kızım da bu yenilikten memnun olacak!...

HAYRÜNİSA — Uşak ve hizmetçi de kapsam alanında.

AYSELİNSA — Kedi, köpek almak gerekirse?...

HAYRÜNİSA — Onlar da kapsam alanına girer.

AYSELİNSA — O halde şimdi biz Sabancı ailesinin kapsam alanında mıyız?...

HAYRÜNİSA — Olabilir de olmayabilir de !...

AYSELİNSA — Nasıl yani?

HAYRÜNİSA — Peki, örnek vererek açıklayayım.

AYSELİNSA — Anlaşılır olsun da.

HAYRÜNİSA — Lassa, Marsa, Karfursa, Toyotasa…. Fabrikaları kimin ?

AYSELİNSA — Sabancı’nın.

HAYRÜNİSA — Nasıl anladın?

AYSELİNSA — Hepsinin sonunda “sa” var. Bunu çocuklar bile bilir.

HAYRÜNİSA — Bunu çocuklar bile bilir dedin!.. Değil mi?

AYSELİNSA — Evet, bunu çocuklar bile bilir dedim.

HAYRÜNİSA — Bu sözün gösteriyor ki, çok isabetli bir seçim yapmışız.

AYSELİNSA — Yani biz de Sabancı’nın fabrikası mı olduk…

HAYRÜNİSA — Hayır! Sadece Sabancıların imajından esinlendik, ondan yararlanmayı herkesten önce düşündük...

AYSELİNSA — Nasıl?

HAYRÜNİSA — Bir bankaya havale göndermek için gittiğinde görevli memur adını sorar mı?

AYSELİNSA — Sorar.

HAYRÜNİSA — Aysel dersen, anlamlı anlamlı bakar mı?

AYSELİNSA — Bakmaz.

HAYRÜNİSA — Peki, AyselinSA dersen?

AYSELİNSA — Bakar.

HAYRÜNİSA — İsminiz çok ilginç der mi?

AYSELİNSA — Der.

HAYRÜNİSA — Sabancı’yla bir yakınlığınız var mı diye de sorar mı?

HAYRÜNİSA — Sorabilir.

HAYRÜNİSA — Bu durum size para kaybettirir mi?

AYSELİNSA — Hayır.

HAYRÜNİSA — O kişilere başka kişiler, onlara da başkaları eklenirse tanınmışlığınız artar mı?

AYSELİNSA — Artar.

HAYRÜNİSA — Kısa zamanda meşhur oldun gitti.

AYSELİNSA — Ya “Siz de Sabancı’nın fabrikası mısınız?” derlerse?

HAYRÜNİSA — Sanmam ! Bunu ancak akl-ı muhakemeden yoksun olanlar der. “Sabancı’yla akrabalığınız var mı” diye soracaklarından emin ol!...

AYSELİNSA — Oh! rahatladım şimdi. Bir anda tüm söylediklerinin boşa gittiğini sandım !...

HAYRÜNİSA — O halde, iyi düşünmüşüm?...

AYSELİNSA — Hem de iyinin iyisini....

HAYRÜNİSA — Dahası var.

AYSELİNSA — Sahi mi ?... Bir an önce dışarı çıkıp herkes adımı sorsun istiyorum !...

HAYRÜNİSA — Acele etme. Magazin programların çıkacaksın; dergilerde boy boy resimlerin olacak. Her yere davet edileceksin.

AYSELİNSA — Hemen kıyafet diktirmeliyim. Bir değil, birçok dikilsin istiyorum…

HAYRÜNİSA — Gerçek Sabancı’nın pabucunu dama atacaksın.

AYSELİNSA — Beni kıskanmasın!...

HAYRÜNİSA — Bak, imajın etkisini şimdiden hissetmeye başladın.

AYSELİNSA — Seni işten atmasın?...

HAYRÜNİSA — Onun ruhu bile duymaz.Yoğun ilgiyle karşılaşacaksın.

AYSELİNSA — Şairler, yazarlar, sanatçılar adımla yakından ilgilenecekler…

HAYRÜNİSA — Nedenini soracaklar ?...

AYSELİNSA — Ben de olabilir de… olmayabilir de… diyeceğim.

HAYRÜNİSA — Çok iyi. Böyle sorulara yanıtınız daima hazır olmalı.

AYSELİNSA — O halde gazete ilanlarını da değiştirelim.

HAYRÜNİSA — Neden?

AYSELİNSA — Aradığımız öğretmenlerin isimlerinde de “sa” olsun.

HAYRÜNİSA — Buna gerek yok. Adlarında “sa” olanları seçeriz, olur biter.

AYSELİNSA — Ne gerekiyorsa yapılsın.

HAYRÜNİSA — Emredersiniz. (Kapıya doğru yönelir)

AYSELİNSA — Dur, en çok “Adınız ne?” diye nerelerde sorarlar?

HAYRÜNİSA — Aceleniz ne ?

AYSELİNSA — Acele ettiğim falan yok. Benimkisi merak.

HAYRÜNİSA — Hesap açtırırken, para yatırırken, vergi dairelerinde… (Sahneden ayrılır)

AYSELİNSA — (Arkasında yüksek sesle, adeta haykırarak) Terzime söylemeyi unutma! Bundan böyle bütün kumaşlarımı Fransa’dan, ayakkabılarımı Floransa’dan , dantellerimi Bursa’dan istiyorum!...

  

GÜRSA — (Sahne girişinde Halk Edebiyatı öğretmenine) Gelin, o gelinceye kadar burada dinlenin.

MUSA — (Gürsa’yla birlikte sahneye gelirler. Gürsa’ya) Siz de buraya geçin.

GÜRSA — Musa, gerçek adınız mı?

MUSA — Evet. Bir şüpheniz mi var?

GÜRSA — Estağfurullah. Hani adınızın sonunda “Sa” olunca merak ettim.

MUSA— Dedemin adı da Musa. Bizde ilk doğan çocuğa dedenin adını vermek adettir.

GÜRSA — Ben de sandım ki…

MUSA — Ne sandınız.

GÜRSA — Hani, Hanımefendi, isminin sonunda “Sa” olan öğretmen istiyormuş… (Sessizce kulağına yaklaşır) Laf aramızda, pırasadan başka sebze aldırmıyormuş.

MUSA — Vay canına! Sizin adınız?

GÜRSA — Gürsa! (Kapıya doğru bakınır. Usulca) Aramızda kalsın, benim asıl adım Gürkan. Bu işi alabilmek için değiştirdim.

MUSA — Ha… şimdi anladım.

GÜRSA — Neyi anladın?

MUSA — Adımı söyler söylemez, tamam işe alındın dediler. Şaşırmıştım.

GÜRSA — İşe alınmışsın ya…

MUSA — Gençlerin, yakışıklıların yanında ümidim yoktu. Ünlü bir şair bile vardı!

GÜRSA — Şair mi? (Cebinden bir kâğıt çıkarıp elinde sallamaya başlar)

MUSA — Evet.

GÜRSA — Hanımefendi bir şiir sipariş etmişti… (Bir yandan da elindeki şiiri göstererek) Epey güzel olmuş.

MUSA — Yeni bir şiir mi?

GÜRSA — Evet! Bizimki, yetenekli olduğumu anlayınca, kendisi için bir şiir yazmamı rica etti. Ben de şair bir öğrencim var, ona yazdırdım.

MUSA — Görebilir miyim?

GÜRSA — Geldiği zaman şiiri de, sözlerini de dinlersiniz. Nerdeyse gelir.

MUSA — Sizin de, benim de buradaki işimiz iyi olacak gibi. Çok heyecanlıyım.

GÜRSA — Ben de öyle.

MUSA — Benim ilk dersim. Daha önce hiç ders bile vermedim.

GÜRSA — Ben size yardım ederim. Zaten zorluk çekeceğini sanmıyorum. Çünkü tam işimize gelen birini bulduk. Hanımefendi’nin kafasına koyduğu edebiyat hayalleri bizim için iyi bir gelir kaynağı olacak. Keşke herkes ona benzeseydi. Çağdaş edebiyat için de, aşık edebiyatı için de öyle hayırlı olurdu ki.

MUSA — Yok, pek de öyle değil. Kendisine öğreteceğimiz şeyleri iyi anlarsa, doğrusu benim daha çok hoşuma gider.

GÜRSA — İyi anlamadığı belli, fakat vereceği paraya kim hayır diyebilir? Çağımız öyle değişti ki, meslek saygınlığının adı para oldu.

MUSA — İtiraf edeyim, ben saygınlığa önem veririm. Bence bizim meslekte insanın, bildiklerini ahmaklara öğretmesinden daha acı bir şey olamaz. Umarım edebiyat öğreteceğimiz Hanımefendi böyle değildir. Zira edebiyatımızın inceliklerini öğrenmek isteyen hanıma ders vermek çok güzel olur.

GÜRSA — Ben de bu fikirdeyim. Şüphesiz söylediğiniz sözler kadar insanın ruhunu okşayan bir şey olamaz. Yalnız şurası da var ki kuru kuruya övülmek karın doyurmaz. Bunlara biraz da sağlam bir şey katmalı. Bu kadın, pek dar kafalı olduğu her halinden belli. Fakat parası bu eksikliğini gideriyor. Onun kesesinde iyiyi, kötüyü seçme yeteneği var: Adamı parayla över. Siz de bilirsiniz ya, bizim için şu cahil kadın, bu işi almamızı sağlayan Hanımefendiden daha değerlidir.

MUSA — Haklısınız. Fakat bence paraya fazla önem veriyorsunuz. Kibar, zarif, bilgili bir adamın menfaat gibi aşağılık bir şeye çok uzak olmaması gerekir.

GÜRSA — Öyle ama bizimkinin size vereceği parayı da pekâlâ alacaksınız.

MUSA — Elbette. Fakat onun parası bana kâfi gelmez. İstiyorum ki parasıyla beraber, biraz da zevki olsun.

GÜRSA — Ben de öyle olsun isterim. İkimiz de elimizden geldiği kadar böyle olsun diye çalışacağız.

MUSA — İşte geliyor.

 

 

ARŞİVDEN
 

 

Eğitimci Programları (İndir)

 

Copyright © 2048 Your Company Name | Validate XHTML & CSS