"Zor Sınıf Eğitime Engel Olmaz!"

Uygulaması İçin

ELEŞTİRİLER ve SAVUNMA

 

Uygulamayla ilgili olarak sadece iki eleştiriyle karşılaştım. Birincisi, öğrencileri ezberlemeye teşvik edeceği, kalıcı öğrenmeden uzaklaşılacağı…

İkincisi de, Öğrenme Ölçütlerinin tamamı eğer öğretim yılı başında öğrencilere verilirse, bu durum öğretmenler için çeşitli sorunlara neden olabilir. Bu nedenlerden en önemlisi, öğrenci ölçütlerle ilgili daha geniş araştırma yapar, daha fazla detay öğrenir; sonra sınıfta öğretmenin bilemeyeceğini tahmin ettiği konuları ona soru olarak yöneltir. Öğretmen o soruların yanıtlarına hazır olmayabilir, bu nedenle de sınıf önünde zor duruma düşebilir.

Ezberi Tetikler:

Kısmen de olsa ezberi teşvik edeceğine itirazım yok, zaten öğrenme türlerinde ezberin büsbütün olmadığını söylemek zor. Öğretmenin Öğrenme Ölçütleri karşılığı olarak not tutturması yanlış olur. Mutlaka ve ısrarla öğrencilerin kendilerinin öğrenmeleri sağlanmalıdır. Zira öğrencilerin kendi kendilerine yaptıkları araştırmalar ezberden çok kalıcı bilgiler getirecektir. Bu konuda canlı örnekleri var. Nitekim Ataşehir Temel Lisesinde bir öğrencim, YGS’den çıkar çıkmaz soluğu okulda aldı. Konukların ve diğer öğrencilerin önünde zıplayarak boynuma öyle bir sarıldı ki; “Yapma kızım, etme” dememe rağmen aşırı denecek süre boynumu bırakmadı. Nihayet sakinleşip kendine geldikten sonra, “Hocam, bugüne kadar babama bile böyle sarılmadım. Sınavdan çıkar çıkmaz, günün planını yaparken ilk aklıma gelen size böyle sarılmak oldu. Çünkü bunu çok hak ettiniz. Sınavda Türkçe soruları çözmeye başladıktan bir süre sonra, bugüne kadar hiç yaşamadığım bir şey fark ettim; soruları okurken sanki hazırlık günlerimde yararlandığım kitap sayfaları adeta bir bir açıldı, gözümün önünde canlandı. Özellikle bilgi içeren soruların doğru seçeneklerini adeta sayfalardan kopya çeker gibi, bakarak işaretledim. Kopya çektiğim için tutanak tutsalar yeriydi. Sorudan soruya, konudan konuya geçtim. Yine her deneme sınavından önce ısrarla yapmamızı istediğiniz soru-hız-hedef belirleme uygulamasının kazandırdığı performansla sınavı bitirdim. Soru kitapçığını kapattım, saate baktım, daha otuz dakika vardı. O hızla, bir otuz soru daha çözebilirdim. Şimdi anladınız mı, neden boynunuza sarılmamı. Koparmadım ya…” dedi.

Neskafesi de gelmişti. Aradan altı yıl geçmesine rağmen, her andığımda, hala o öğrencimin kollarını boynumda hissederim.

Ayrıca ilk özel okul denemesini yaşadığım Kadıköy Özel Doğuş lisesinin 9. Sınıf öğrencileriyle yaptığım uygulama kalıcı öğrenmenin tanığı olan başka bir göstergesiydi. Doğuş’tan ayrılıp yeni bir kuruma geçtikten bir süre sonra, önceki okulda çok da saygı duyduğum A. Birinci adlı meslektaşım telefonla aradı. “Siz bu öğrencilere geçen yıl nasıl bir yöntem uyguladınız, çok merak ediyorum, özellikle dilbilgisi konularını hiç unutmamışlar? Ne zaman tahtaya konu yazsam, bütün sınıf, “Hocam bu konuyu biliyoruz” diyorlar. Ne zaman öğrendiklerini sorduğumda koro halinde “Sefer Bey öğretti” dediler. Lütfen bu işin sırrını bana da anlatır mısınız?”

Aslında öğrenciler “Sefer Bey öğretti” demişler ama aslında fazla konu anlatımı yaptığımı söyleyemem, ders notu bile çok az tutturdum, her şeyi kendileri öğrenmişlerdi. Ben sadece onları yönlendirdim, evlerinden getirmelerini istediğim kaynak kitaplar bağlamında araştırma yapmalarının önünü açtım. Resmi lisede yaptığım uygulama iyi bir deniyim olmuştu. Önceden hazırladığım Öğrenme Ölçütleri çok işime yaradı. Onların varlığıyla öğrencileri yönlendirmekte zorluk çekmedim.

Öğretmenleri Zor Duruma Düşürür:

Diğer eleştiri konusuna gelince; bu tür eleştiri yapanlarla tartışmaya bile gerek görmedim. Çünkü böyle bir korkuyla öğretmenlik yapılmaz. Kendine güvenen her öğretmen öğrenci karşısında daima dik durur, bu tür soruları, sorun etmez. Çünkü her derste kendini sınava tabi tutacak sorularla karşı karşıya kalma varsayımını hesap eder. Yüreklice “Bilmiyorum” diyebilir.

Çünkü sınıf yönetimi satranç oyununa benzer; öğrenciler çok yaman oyuncudur. Her fırsatta öğretmeni mat etmek isterler. Bu yüzden öğretmen çok hassas ve çok dikkatli oynamak zorundadır; kesinlikle mat olmaz, mat etmeyi ise aklının ucundan geçirmez.