Eğitimcilerin görev sorumluluklarının sadece geçmiş sistemleri, uygulanmakta olanları veya uygulamaya aday gösterilenleri eleştirmekle sınırlı olmamalı. Tam tersine; yeni ve özgün sistemlerle, yeni modellerle, yeni etkinliklerle, yeni tekniklerle öğretmenlerin, yöneticilerin, hatta en önemlisi de siyasi otoritenin seçeneklerine zenginlik katmak olmalı.

ZENGİNLEŞTİRİLMİŞ / SENARYOLAŞTIRILMIŞ KONU ANLATIMLARI

(Eğitimde Z-Plan)

 

Üsküdar Hüseyin Avni Sözen Anadolu Lisesinde tasarladığım, uyguladığım; daha sonra Doğa Koleji liselerinde geliştirmeye çalıştığım “Zenginleştirilmiş/Senaryolaştırılmış Konu Anlatımı” adlı projeyi bilgi ve takdirlerinize sunmak, eğitimcilerinizle paylaşmak istiyorum.

36 yıllık eğitim hayatımın ürünü olan projeyi sahipleniniz. Lütfen!

 

Gerekçe:

1. Öğretmenlerimiz öğrenmenin merkezinden bir türlü çıkmak istemiyor. Onlar için bilginin kaynağı olmak rehberi olmaktan çok daha çekici geliyor. Bu konuda örnek alabilecekleri soyut söylemlerin ötesinde somut bir uygulama da yok. Bu yüzden taze bilgiyle donanmış genç öğretmenler öğretmen merkezli öğretime ‘hayır’ diyemiyor, anlatmak ve yazdırmak onlara daha çekici geliyor.

2. Öğretmenlerimizin planlı öğretim alışkanlığı yok! Bu eksiklik öğretmenlerimizin planlı öğretime inanmamalarından değil; sistemin zaafından ve öğretmeni böyle kabullenmesinden kaynaklanıyor.

3. İyi bir plan hazırlamak BİLGİ ve DENEYİM, uygulamak YETENEK, süreci ölçmek ve değerlendirmek UZMANLIK ister. Bu üç özelliğin tüm öğretmenlerimizde var olduğunu saymak, öğretmen gerçeğimizle örtüşmez.

4. Öğretmenlerimizin boş zamanlarını eğitim sitelerinde plan, program, materyal arayarak geçirmeleri de göstermiştir ki, plan konusunda önemli bir boşluk var. Bu boşluğun ÜNİVERSİTE+PİLOT OKULLAR+YAYIN BİRİMİ arasında işbirliğine dayalı bir PAYLAŞIM sistemi ile doldurulabileceğine inanıyorum.

 

Kazanımları:

Kurumunuzun sahip olduğu potansiyeli harekete geçirmeyi amaçlayan, ayrıca bir bütçe bile gerektirmeyen Zenginleştirilmiş/Senaryolaştırılmış Konu Anlatımı” adlı projenin kazanımları:

1. Öğretmen olarak mezun ettiğiniz öğrenciler, üniversitenizden ayrılırken çantalarına diploma ile birlikte, her sınıf için, 36 haftalık Zenginleştirilmiş/Senaryolaştırılmış Konu Anlatım planlarını da koyarlar. Atandıkları okullarda “Böyle gelmiş böyle gider” anlayışına alternatif sunarlar, fakülteniz ile okullar arasında geleceğe uzanan organik bağlar kurarlar.

2. Bil Eğitim Kurumlarındaki öğretmenler Zenginleştirilmiş/Senaryolaştırılmış Konu Anlatım Planlarının ilk uygulayıcısı olurlar; böylece Yapılandırmacı öğretimi gerçek anlamda hayata geçirme fırsatı bulurlar, öğrenmenin merkezine öğrencileri yerleştirerek tüm resmi ve özel okullara hem örneklik hem de önderlik ederler.

Geribildirimleriyle planların işlerliğine katkı sağlarlar.

3. Bil Yayınları okullar için hazırladıkları materyalleri Zenginleştirilmiş/Senaryolaştırılmış Konu Anlatım Planlarını ölçüt alarak düzenler. Dolayısıyla ürünlerini pazarlarken, zengin yayın mutfağı içerisinde öğretmenlerin kendilerini kaybetmesine izin vermez, onlara konular bazında gereksinim duyacakları malzeme listesini, yani yemek tarifini sunar.

4. Yüz binlerce öğretmen, özel olarak tasarlanan web sayfanızın bağımlısı olur, her hafta ziyaret etmekten kendilerini alamazlar.

5. Milli Eğitim Bakanlığının pilot okul uygulamalarıyla, hizmet için eğitimlerle oluşturamadığı değişim, bir ya da iki öğretim yılı gibi kısa sürede gerçekleştirilebilir.

MEB ile işbirliği yapılabilir.

----------------- 0 -----------------

 

 

Eğitimde Z-Plan İle İlgili Birkaç Söz

 

Eğitimde Z-Plan öğretmenleri kalıp içine sokacağını düşünenler olabilir, ancak bu dayanaksız bir yanılgı olur. Çünkü yönetmenlerin senaryo üzerindeki yorum hakları öğretmenlerimizde de vardır. Nasıl ki bir senaryo yönetmenle hayat bulur; öğretmen için ders planı da öyledir.

 Başka bir deyişle, ders planını beste sayarsak; öğretmen onu bir sunucu gibi okumaz, icra eden sanatçı gibi yorumlar.

Senaryo veya güfteyle sınıfa giren öğretmen için sınıf yönetimi sorun olmaz, öğretmenlik sanata dönüşür.

Burada tek sorun öğretmenden hem ders planı yazmasını istemek, hem de yorumlamasını beklemektir. Bu isabetli bir yol olsaydı bütün senaryoları yönetmenler yazardı, bütün besteleri sanatçılar yapardı. Ne senaryo yazarı ne de besteci olurdu!

Burada tek sorun öğretmenden hem ders planı yazmasını istemek, hem de yorumlamasını beklemektir. Bu isabetli bir yol olsaydı bütün senaryoları yönetmenler yazardı, bütün besteleri sanatçılar yapardı. Ne senaryo yazarı ne de besteci olurdu!

Ne yazık ki bu yüzden okullarımızda plansız eğitim yapılıyor.

 

 

Z-Plan'la derse giren bir öğretmen, kucak dolusu doküman taşımaya gerek duymaz; çünkü Z-Plan deneyimli eğitimciler tarafından, öğretmenlerin gereksinim duyacağı her şeyi içerecek biçimde tasarlanmıştır. Ders kitabı, yardımcı kitap, ajanda, not defteri, yardımcı kaynaklar... Tümü Z-Plan'da...

Eğitimde Z-Plan A'dan Z'ye sınıf yönetiminin teminatıdır.

 

Eğitimde Z-Plan, öğretmenlerin öğretmenlik sanatını gösterebileceği en öncelikli fırsattır.

  

Anaokulunda, ilkokulda, ortaokulda ve lisede görev yapan her öğretmen; başarısı, sınıf yönetimine bağlı gerçek bir 'yönetmen'dir. Öğretimi; öğrencisiyle, tahtasıyla, silgisiyle; velhasıl her şeyiyle yönetir. Ancak sınıfı/öğretimi iyi yönetmek için sadece öğretmenin yeteneği, bilgisi, birikimi yetmez… Önceden tasarlanmış ve zenginleştirilmiş bir senaryo ile desteklenmesi gerekir. Çünkü her yıl ortalama 8 yüz derse giren bir öğretmenden, birbirinden farklı 8 yüz senaryo üretmesi beklenemez; bu aşamada paylaşım ve destek kaçınılmazdır.

Göstermelik yapılan planların önüne geçmenin başka yolu da yoktur.

Ders senaryosunun, öğretmeni kalıp içine sokacağı var sayılabilir, ancak bu dayanaksız bir yanılgıdır. Çünkü sinema filmi yönetmenlerindeki özgürlük öğretmenlerde de vardır: zenginleştirilmiş/senaryolaştırılmış ders planını; okuluna, sınıfına, konusuna ve çevre koşullarına göre yorumlar; kendisinden yeni değerler ekler, gerçek başarıya ulaşır, öğretmenliğin tadını varır.

 

Eğitimde Z-Plan'ın Hedef Kitlesi

Okullarımızda gelenekselleşmiş planlardan biraz daha gelişmişini uygulamaya çalıştığım çok yerleşkeli bir eğitim kurumunda; Türk Edebiyatı, Dil ve Anlatım dersleri öğretmenlerinin heyecanını gördüm, projenin çok etkili olduğuna gözlerimle tanık oldum. Bir öğretmen arkadaşımın "On beş yıllık öğretmenim, ilk kez bir dersi zamanında bitirdim. Size, zenginleştirilmiş plan gerçeğini tanıttığınız için teşekkür ediyorum" demişti.

1 Ekim 2013 tarihli gazetelerde, “Ders Planlarını Satarak Milyoner Oldu” başlıklı bir haber vardı. Haberde, işsiz kalan Amerikalı bir öğretmenin geçim sıkıntısı nedeniyle öğretmenlik yaptığı yıllarda hazırladığı ders planlarını internet ortamında satarak bir öğretim yılında bir milyon dolardan fazla kazandığı anlatılıyordu. Aynı haberi televizyonlar da geçti. Gelişmiş ülkelerde öğretmenlerin ders planına gerek duymadıklarını sanıyordum. Bu yüzden pek çok ulusal gazete ve televizyonda yer alan bu haberi okuyunca önce şaşırdım, sonra da çok etkilendim. Demek ki, bizim okullarımızda üvey evlat muamelesine bile layık görülmeyen ders planı, meğer Amerikalı öğretmenler için satın alınacak kadar değerliymiş.

Eğitimden kaliteli ve nitelikli verim almak için ders planına olan acil ihtiyacımızı o habere isnatla daha iyi anladım.

Amerikalı öğretmenler sıradan bir planla derse giriyorlarsa, şimdi bizim onlara yetişebilmemiz için sıradan planlar yetmez; bizim öğretmenlerimiz olağanüstü planlarla, zenginleştirilmiş planlarla, senaryolaştırılmış planlarla derse girmeli ki, aradaki açığı kapatalım. Ancak bunu sadece öğretmenlerden beklemeyelim, en azından plan bazında öğretmenlerimize destek verelim, onların yanında olalım… Hem de hiç zaman kaybetmeden

 

 

Z-Plan Gerekli, Çünkü;

1. Deftere odaklı öğretim: Öğretmenlerimizin büyük çoğunluğu, özellikle de sınıf yönetiminde sorun yaşayan öğretmenlerimiz, konuyla ilgili akademik bilgileri öğrencilere yazdırıyorlar. Öğrenciler deftere yazdıklarını ezberleyerek sınavlara hazırlanıyorlar.

2. Verimli ve nitelikli bir öğretim için, her öğretmen konuların gerektirdiği biçimde, sınıfı nasıl yöneteceğini önceden tasarlamalıdır. Maalesef öğretmenlerimizde böyle bir alışkanlık yok. Tüm öğretmenlerimiz ders planının önemini ve gereğini kabul etmelerine rağmen, özel ve genel nedenlerden eyleme geçemiyorlar. Bir kıvılcım bir işaret gerekiyor. Bir ya da iki yıllık bir destek, eminim ki plansız öğretime son verecektir. İnternette neden saatlerce plan arasınlar ki? Boşuna zaman kaybı…

3. Öğretmenlerimiz için internet görünüşte büyük bir derya oldu. Öğretmenlerimiz, yıllık ve günlük ders planlarını sadece internetten indirmekle kalmıyor, özellikle günlük planların en iyisini bulmak amacıyla saatlerce bilgisayar karşısında zaman harcıyor. Öğrencilere yazdıracağı akademik bilgiden kitaptaki soruların yanıtlarına kadar, her şeyi internette arıyor. Umduklarını bulamasalar da, bulduklarıyla yetinmek zorunda kalıyorlar. Hatta yazılı sınavları bile internetten indirdikleri sorularla yapıyorlar.

4. Bakanlık veya milli eğitim müdürlükleri tarafından çeşitli amaçlarla yapılan hizmet içi eğitimler, eğitim seminerleri, konferanslar, forumlar veya sempozyumlar öğretmenleri bilgilendirmek bakımından çok etkili ve yararlı oluyor, bundan kimsenin kuşkusu yok. Devam etmeli. Ancak eğitmenlerin anlattıklarının öğretmenlerde değişim yarattığı sanılıyorsa, bu bir yanılgıdır. Ne yazık ki ajandalara yazılan sayfalar dolusu notlar kullanılmıyor, zümre öğretmenleriyle paylaşılmıyor. En kötüsü de sınıflara yansımıyor, öğrencilere ulaşmıyor.

5.İyi ve nitelikli bir ders planı uzmanlık gerektirir. Bir binanın projesi kadar, bir sinema filminin senaryosu kadar, bir sanatçının icra edeceği beste kadar emek ve zaman gerektirir. Hele bunu her öğretmenden yapmasını istemek, planın önemini küçümsemek demektir. Çünkü öğretimin hammaddesi insandır, hatanın telafisi yoktur. Öğretimin niteliği, öğretmenin başarısı ancak nitelikli bir planla kendini gösterebilir.

Bu yüzden öğretmenin işi plan yapmak olmamalı; tıpkı sanatçıların besteyi yorumladığı gibi, öğretmenler de kendilerine servis edilen planları öğrenci sayılarına, seviyelerine, okul ve çevre koşullarına göre yorumlamak olmalıdır…

İşte o zaman görün, öğretmenin öğretimi nasıl sanata dönüştüğünü…

6. Son günlerde, akıllı tahta kullanan öğretmenler, uzaktan eğitim yapan üniversite birimleri ve F@TİH Projesi paralelinde oluşan resmi ve özel kurumlar; ders kitaplarında yer alan, hemen hemen her konuyu video, belgesel, animasyon veya power point sunumları gibi görsel materyallerle, akıllı tahtaya veya ekrana taşıma yarışı içine girdiler. Kuşkusuz eğitimden daha kaliteli ve nitelikli verim almak amacıyla ürettikleri bu materyaller, ne yazık ki nitelikli ders planlarına bağlanmadan, çıplak olarak öğretmenlerin hizmetine sunuldu. Yaygın eğitim öğrencileri için hazırlanan bu materyaller, örgün eğitim kurumlarında en idealist öğretmenlerin bile aklını çeldi. Öğrenci merkezli öğretim büsbütün unutuldu, ezberciliğin babası olan öğretmen merkezli öğretimin arayıp da bulamadığı bir ortam oluştu. Sınıflar veya görüntüleme odaları video izleme yerine döndü. Derslerde izletilen görsel materyallerle konuların öğrenildiği var sayıldı. Bu durum ezberci öğretimin yasallaşmasına, öğretmenin devre dışı kalmasına, öğrencilerin de pasifleşmesine neden oldu. Öğretim hızla, farkında bile olmadan EKRAN MERKEZLİ ÖĞRETİME dönüştü.

7. Öğretmen kılavuzları ihtiyacı karşılamamaktadır. Bunun en güzel kanıtı, tüm öğretmenlerin çantalarında, ders kitaplarının yazarları veya başka yazarlar tarafından hazırlanmış yardımcı kitaplar yer almaktadır. Bunun ne kadar yanlış olduğunu savunursak savunalım, gerçeği değiştiremeyiz, ancak nitelikli planlarla önüne geçme şansımız var...

 

ARŞİVDEN
 

 

Eğitimci Programları (İndir)

 

Copyright © 2048 Your Company Name | Validate XHTML & CSS