bakan

İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü, toplantı odası

28 Eylül 2019 Cumartesi

 

GÜZEL OLMAN ŞART MIYDI?

Zaman gelmişti.

Tam birini sevmelisin derken kalbim.

Çıkıverdin karşıma.

Şimdi söyle:

Öyle derinden bakman şart mıydı?

O gün bugündür,

Aklımı aldın, gitti başımdan.

Bu kadar güzel olman şart mıydı?

 

Hadi bakışın neyse, gözlerine ne demeli

Hadi gözlerin neyse, bakışına ne diyeyim

 

Dünyayı cennet ettin de bana

Seni yaşıyorum doya doya

Hakkını nasıl öderim sana

Bu kadar güzel olman şart mıydı?

 

Hadi saçların neyse, kaşlarına ne demeli

Hadi kaşların neyse, saçlarına ne diyeyim

 

Herkesin olsun böyle bir eşi

Doğmasın ondan başka güneşi

Yükselir, durmadan aşk ateşi

Bu kadar güzel olman şart mıydı?

 

Saçların, kaşların, gözlerin, sözlerin derken

Yıllar yılları su gibi içti,

Hiç anlamadım ki…

 

 

 

"Dinlenmemek için yola çıkanlar asla yorulmazlar" M. Kemal Atatürk"

ME Bakanı Sayın Prof. Dr. Ziya SELÇUK ile

Alandaki Öğretmen ve Z-PLAN'I Konuştuk

Çok gerekli ve değerli olmasına rağmen alandaki en önemli sorunumuz, zengin ve mükemmel materyal üretmekle çözülmüyor. Çünkü öğretmenlerimiz kendileri için üretilen o güzelim materyallerin ne zaman, niçin, nerede ve nasıl kullanılacağı konusunda fikir üretmeye gereksinim duymuyor. Bunun nedenini öğretmenlerin zaafıyla açıklamak yanlış olur, asıl neden nitelikli konu anlatım planından yoksun olmaları. Zenginleştirilmiş bir plan yapmak için deneyim, birikim ve uzmanlık gerekir. Öğretmenlerimizin tümünün bu üç niteliğe sahip olduğunu düşünmek gerçekçi olmaz. Bu durumda yapılacak en yararlı iş, planlı anlatım konusunda deneyimli eğitimcilere zenginleştirilmiş ders planı yaptırmak ve tüm öğretmenlerimizle haftadan haftaya paylaşmaktır. 

Konu anlatım planı uzun yıllardır hep öğretmenlerimizden bekledik. Yapan da oldu, yapmayan da… Hangisinin çoğunlukta olduğunu düşünmek bile zamanı değersiz kılar. Çünkü bugüne kadar eğitimde beklenen verim gerçekleşmedi. Bu yüzden de çözümü yönetmeliklerde, öğretim programlarında, ders kitaplarında bulduk. Hep onlarla zaman doldurduk. Öğretmenlerimiz ellerinden geleni yapıyorlar, bunun en canlı tanığıyım, ancak pek çok gelenekselleşmiş alışkanlıklar yüzünden yeni arayış peşinde koşamıyorlar. Kendilerinden beklenen konu anlatım planını, “Benim zamanım yok, hazır verilsin” demeyi zaaf sayıyorlar. Nasıl saymasınlar ki, hala plan yapma görevinin öğretmenlerde olduğunu savunan bir çoğunluk var.

Düşünebiliyor musunuz, bir binanın planını mimar çiziyor, mühendis sorumluluğunu yükleniyor, yüklenici binayı yapıyor. Bunlardan birinin olmadığını veya sorumluluğunu yerine getirmediğini düşünün, o binanın sağlamlığından emin olabilir miyiz? Eğitim de öyle bir şeydir. Herhangi bir konuyla ilgili ders planının bina projesinden farkı yoktur. Ama ne yazık ki biz bu binanın mimarlığını, mühendisliğini de öğretmenin yapmasını istiyoruz. Oysa öğretmen yüklenicidir. Uzman ekip tarafından tasarlanmış bir planın inşasından sorumludur. Ona ne kadar yardımcı olursak o oranda başarı iyi olur. Kısacası öğretmen öğretmenlik yapacak fırsat bulur.

Şimdi planı neden bu kadar çok önemsememi soranlar olabilir? Böyle bir sorunun en gerçekçi açıklaması planlı yaptığım derslerle plansız yaptığım dersler arasındaki farkı görmek gerekir. Bizzat yaşadım. O kadar açık ve belirgin fark oluyor ki, anlatılacak gibi değil, yaşamak gerek. Her şeyden önce sınıfta dik duruyorsunuz, sınıf yönetimini kesinlikle öğrencilere vermiyorsunuz; hangi dakikada neyi anlatacağınızı, ne zaman öğrencilere soru soracağınızı, hatta ne zaman bir fıkra, bir anı, bir örnek anlatacağınızı biliyorsunuz. Elinizdeki zenginleştirilmiş konu anlatım planı açık denizde ilerleyen bir geminin pusulası, define arayan birinin haritası oluyor.  Öğretmenlik öğretmenliği aşıyor,  adeta sanata dönüş

Eğitimde konu anlatım planını mesleğe başladığım günden bu yana hep savundum. Savunmakla kalmadım, zaman bulabildiğim kadar da planlı ders yapmaya özen gösterdim. Sadece kendim uygulamakla yetinmedim, yaptığım bütün konu anlatım planlarını zümre arkadaşlarımla paylaşmaktan onur durdum. Onlardan aldığım geri bildirimlerle üretme ve paylaşma isteğim daha da arttı. yor.

01.10.2012’de gazetelerde “Ders Planlarını Satarak Milyoner Oldu” başlıklı bir haber yayınlandı. Okumuşsunuzdur ya da duymuşsunuzdur. Sayın Bakanımız Ziya Bey de okuduğunu söyledi. Haberde, işsiz kalan Amerikalı bir öğretmenin geçim sıkıntısı nedeniyle öğretmenlik yaptığı yıllarda hazırladığı ders planlarını, anlaştığı internet sitesi kanalıyla satarak bir öğretim yılında bir milyon dolardan fazla para kazandığı anlatılıyordu. Aynı haberi televizyonlar da geçti. Gelişmiş ülkelerde öğretmenlerin ders planına gerek duyup duymadıkları hakkında bilgim yoktu. Bu yüzden pek çok ulusal gazete ve televizyonda yer alan bu haberi okuyunca önce şaşırdım, sonra da çok etkilendim. Demek ki, bizim okullarımızda üvey evlat muamelesine bile layık görülmeyen ders planı, meğer Amerikalı öğretmenler için satın alınacak kadar değerliymiş.

Amerikalı öğretmenler sıradan bir planla derse giriyorlarsa, şimdi bizim onlara yetişebilmemiz için sıradan planlar yetmez; bizim öğretmenlerimiz olağanüstü planlarla, zenginleştirilmiş planlarla, senaryolaştırılmış konu anlatım planlarıyla derse girmeli ki, aradaki açığı kapatabilelim. Ancak bunu sadece öğretmenlerden beklemeyelim, en azından plan bazında öğretmenlerimize destek verelim, onların yanında olalım… Hem de hiç zaman kaybetmeden…>

Ayrıca öğretmen rehberliği konusunda da bir öneri arz ettim: Örneğin elli Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni olan bir bölgede, öğretmenler kendi aralarından en az üç koordinatör adayı seçerler. Okul müdürleri ve ilçe milli eğitim de bu üç adaydan birini onaylar. Koordinatörlerin görevleri sadece bir öğretim yılı olur. Başarılı olanlar isterlerse tekrar aday gösterilebilir. Koordinatörlerin görevlerinin birincil önceliği akademik başarıyı sağlamak, öğretmenlere plan-program ve yönetmelikler konusunda rehberlik etmek olur. Öğretmenlerin başarılı uygulamalarının paylaşımını sağlar...